Tıbbi Bitki Önerisi


kediotu (meksika)

Fitoterapi Yazıları



Çayın Tarihi


Çayın Tarihi
Çaydan bahsedilince 150 sene öncesine kadar çayı bilmediğimiz söylenir. Doğru ama atalarımız, Anadolu'ya gelmeden önce çayı biliyordu. Hem de Hoca Ahmed Yesevî’den duâlı bir bitkiydi.

Hazret, birgün, bir Türkmen'in evine misâfir olmuş. Çok yorgunmuş. İkrâm edilen sıcak çayı içince yorgunluğu gitmiş. Hastalara şifa vermesi ve kıyâmete kadar revaç bulması için duâ etmiş.

Atalarımız, Hoca Ahmed Yesevî’den duâlı çayı, Anadolu’ya gelince unuttular. On dokuzuncu asırda, yeniden keşfedip ekmeye başlandılar. Modern çay ziraati ise Cumhuriyet’den sonra yapıldı.

ÇAYIN YENİDEN KEŞFİ

On dokuzuncu asra kadar, sofraların baş köşesinde kahve vardı. On altıncı asırda şifâlı bitki olarak; Tanzimat sonrası ise içecek olarak sofralara giren çayın tarımı ise Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde başladı. Çalışmak için Rusya’ya giden Artvinliler çay fidanı ile döndüklerinde 1870’lerin sonlarıydı. Trabzon Valisi Yusuf Paşa, devletin koyduğu vergi kaldırılmasını sağladı. Pâdişah, çayın üretimine önem verip, konuyla ilgili her türlü gelişmeyi yakından takip etti. 1896'da Buharalı Yusuf, Trabzon'da yetişen çay yapraklarını henüz genç filizler halinde iken ağaçtan toplayarak işlemiş ve beyaz çay elde etmişti. Padişaha bir paket çay hediye etti. Bundan memnun olan Sultan, Trabzon ve çevresinde çay ekimini inceletti. Çay ve kahve ziraatı hakkında bir kitap yazan Hollandalı Hobbis'i de saraya çağırıp iltifat etti.

Doğu Karadeniz’den başka bölgelerde de çay tarımı denemeleri yapıldıysa da başarısız oldu. Uzakdoğu’dan getirilen fidanlar, iklimin uygun olmadığı illere ekildiği için verim alınamadı. İstanbul’da bile denendi. Hem isâbetsiz denemeler hem de savaşlar sebebiyle çay tarımı gelişmedi.

ÇAYIN BABASI

Doğu Karadeniz, Rizeli avukat Hulûsi Karadeniz, Halkalı Ziraat Mektebi’nin hocalarından Ali Rıza Erten ve Türkiye’de modern çaycılığın kurucusu, ziraat mühendisi Zihni Derin sâyesinde çay bölgesi hâline geldi. Hulûsi Karadeniz ve Ali Rıza Erten’in teorik ve pratik çalışmaları, Zihni Derin’e ilham kaynağı oldu. 1880'de Muğla'da doğan Derin, Selánik Ziraat Mektebi'ni bitirdi. İlk çay yetiştirme denemelerini, daha 1909'daSelánik Ziraat Mektebi'nde yaptı. İmparatorluğun birçok bölgesinde çalıştı. Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcında Ankara'ya geldi ve 1920'de, Ziraat Umûm Müdürü oldu. Çayın modern ve ilmî usûllerle yetiştirilmesi için çalıştı. Kânûn çıkarttı.

Zihni Derin, 1965'de öldüğü zaman çay tarımı Türkiye'de yerleşmiş hâldeydi. Doğu Karadeniz, tam bir çay yöresi olmuştu. Çay, günlük hayâtımızın olmazsa olmazları arasında. Ülkemiz çay tüketiminde birinci sırada. İkrâmsız misafirlik, kabir ziyâreti gibidir ya çaysız ikrâm da öyle. Ama, ille de sohbet. Atalarımız bunu, ne güzel ifâde etmiş:

Es-sohbet-i bilâ çay
Kes sema-i bilâ ay (Çaysız sohbet, aysız bir gökyüzü gibidir)

Çayınortaya çıkması ve Avrupa’ya gelişi ise şöyle:

EFSÂNEVÎ BİTKİ

Binlerce yıl önce, Çin İmparatoru Şeu Nung, bir yolculuk esnasında yorgun düşünce, bir ağacın altında kendine su kaynattırır. Ağaçtan sıcak suya birkaç yaprak düşer ve suya hoş bir tat verir. İmparatorun bu tadı beğenmesi ile çayın saltanatı başlar. Bir Japon efsanesine göre ise Budist Darma uykuyu zayıflık olararak gören Budsit Dharma, bu zayıflığı yok etmek için göz kapaklarını kesip atar. Toprağa düşen göz kapaklarından bir bitki çıkar. Bu bitki uykusuzluğa iyi gelir. Önceleri şifâlı bitki olarak tüketilen çay, milattan sonraki asırlarda günlük içecek olur. Asıl yayılması ise Tang hânedânı döneminde şâir ve sanatçılar arasında çok tüketilmesi sebebiyle olur.

BİR ÇUVAL ADAÇAYINA ÜÇ ÇUVAL ÇİN ÇAYI

Çay, dünyaya Çin çayı adıyla yayıldı. Avrupa, çayın adını ilk defa 1559 yılında, Venedikli seyyah Gian Battista Rammusio'nun "Navigationi et Viaggi" (Deniz ve Kara Yolculukları) adlı eserinde; çayın ne olduğunu ise Portekizli Cizvit rahip Jasper de Cruz'un 1560’da yazdığı kitabından öğrendi. Avrupa'ya gelişi, 1606'da Hollandalılar sâyesinde oldu. Adaçayının Asya’ya yayılacağının ve yeni bir ticâret kapısı açacağını sanan Hollandalı tâcirler, Java Adası'na götürdükleri adaçayı ile Çinlilerin adaya getirdiği çayı takas ettiler. Çin çayı, adaçayına galebe çalarak Avrupa’yı istilâ etti. İngilizler, çayı keşfedince Güney Hindistan’ı sömürmeye başladılar.


Bu yazı 173 defa okundu